TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez: Acı reçetenin bedeli hepimize

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, sanayicinin üç yıl boyunca uygulanacak acı reçetenin farkında olduğunu vurgulayarak “Tekrar ayağa kalkmanın bir bedeli olacak. Acı reçete bize işçilik, enerji, hammadde maliyeti getirecek. Çalışan tarafında en büyük kayıp ise refah kaybı olacak. Hepimiz payımızı alacağız” dedi.

Türkiye’nin her bölgesinden 60 bini aşkın KOBİ’yi bir araya getiren iş dünyası örgütü TÜRKONFED’in başkanı Süleyman Sönmez, 2024’te enflasyon düşerken cari açığın düşmesi ve büyümenin korunmasının üç bilinmeyenli bir denklem gibi durduğunu belirtti.

Şirketler için zor bir sürecin yaşanacağını söyleyen Sönmez’in ekonomiye ilişkin değerlendirmeleri şöyle:

  • Ekonominin bel kemiğini oluşturan KOBİ’ler 2023’te “üretim maliyetleri ve tedarik”, “yüksek enflasyon ve satın alma gücü”, “savaşın ihracat pazarlarına etkisi” ile “finansmana erişim ve kur artışı” gibi dört temel sorunla karşı karşıya kaldı. Bu sorunların pek çoğu 2024’te de devam edecek.
  • Şu anda hâlâ birçok firma borçla dönüyor. Özellikle yüzdürülen firmaların can suyunu keserseniz iyileşmeden yeniden düşüşe geçer. Son çeyreğe girdik, önümüzde kritik iki ay var. Arkasından yerel seçimler var. Zorlu bir süreç bekliyor.

KAYGILI BEKLEYİŞ

  • Yüksek enflasyon altında KOBİ kredilerindeki artış hızının sıfır noktasına yaklaşması üretim çarklarının devamlılığı açısından ciddi bir risk teşkil ediyor.
  • Hâlâ KOBİ’lerin finansa erişim noktasında, vadeler ve faiz oranlarıyla ilgili sıkıntıları var. İş dünyası söylemde değil eylemde öngörülebilirlik istiyor.
  • Bir anda bir sektörden yüzlerce firma kapanmayacak belki ama her KOBİ’nin endişesi var. Ayakta kalacak işletme sermayesine ihtiyacı var, en az beş yıl vadeli işletme-yatırım kredisine ulaşmaya ihtiyacı var. Kredi testleri noktasında KOBİ’lerin sıkıştırılmaması gerekiyor. KGF desteklerine ihtiyacımız var.
  • Sanayici de yurtdışından gelecek yatırımcı da önünü görebilmeli. Bunun için de başta hukukun üstünlüğünü test etmemiz lazım. Merkez Bankası gibi kurumlarımız bağımsız ve şeffaf olmalı.

YATIRIM YAPACAK GÜÇ YOK

  • Şu anda yatırım iştah var ama bu vadelerle, bu faizlerle yatırım yapacak güç yok. İşletme kredisine ihtiyaç geçen yıla göre yüzde 200 arttı. Buna bir de stok maliyeti eklendi.
  • İnsan ve çevre dostu bir ekonomi hayaline giden yolumuz, kabul edelim ki pek parlak değil. Yeni yüzyıla taşıdığımız kronik sorunumuz yüksek cari açık ile kur-faiz ve enflasyon sarmalı. Yüzde 80’e ulaşan hammadde ithalatımızı, yerli üretim desenimize dijitalleşen ve yeşillenen yeni motifleri eklememiz şart.
  • Avrupa ülkelerinde ortalama yüzde 7’lik bir oran asgari ücret düzeyinde ücret alırken Türkiye’de her iki çalışandan biri asgari ücretle geçiniyor. Asgari ücretle çalışan kesimin oranını AB seviyelerine getirmek için yüksek katma değerli, yüksek teknolojili üretime odaklanmalıyız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx