Ekonomistlerin faiz beklentisi

Ekonomistlerin faiz beklentisi

Posted by

Amerikan Merkez Bankası (FED) piyasa beklentilerine uygun olarak faizde yüzde 0,25 puan artışa gitti. Bu artış 2018 yılının Aralık ayından bu yana ilk artış olarak kayıtlara geçti.

FED’in kararını dikkatle takip eden kurumların başında hiç şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası geliyor. 2021 yılının Eylül ve Aralık ayları arasında yaptığı dört toplantıda beş puanlık faiz indirimine giden Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın, yılın ilk iki ayında sabit tuttuğu faiz oranında FED’in artış kararından sonra yeniden bir artış patikasına girip girmeyeceği merakla bekleniyor.

“Fed’in Faiz artırım kararı TCMB’nin elini rahatlattı”

Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Cem Başlevent, FED’in sınırlı artış kararının TCMB’nin elini rahatlattığını düşünüyor.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Profesör Başlevent, ‘‘Artış beklentiler dahilinde olduğu için fazla hareket olmadı. Pariteler normal karşıladı. Ben metne baktığımda savaşın etkilerinden bahsedildiğini gördüm. Ukrayna’nın Rusya tarafından işgali ifadesi kullanılmış. Emtia ve gıda fiyatlarındaki artışlar üzerinden enflasyon beklentisinin yukarıya, büyüme beklentisinin aşağıya gittiği göze çarpıyor ve artışlar sürecek gibi görünüyor. Talep değil de arz yönlü bir enflasyon olduğu için para politikasının çok yapacağı bir şey yok. Bize gelince son bir iki gündür kuru 14,80’den aşağı çekmeye çalışıyorlar. Ani düşüşler oldu. Faiz arttırma niyetleri olsa o tür rezerv yakma işlerine girilmezdi. Anlaşılan faiz artışı için saraydan izin alınamamış. Ancak bu akşamki durum da ellerini rahatlatmış gibi gözüküyor. FED açıklamasında piyasaları çalkantıya sokacak bir şey söylenseydi artış gündeme gelebilirdi. Keza artış 0,50 olsaydı da artış seçenek olabilirdi’’ dedi.

Prof. Başlevent: ‘‘Faizi serbest tutarlarsa dolar kuru 14,80’lere gider’’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘‘faiz nastır’’ söylemlerinin de etkisiyle 18,4 seviyesine kadar yükselen Amerika doları/Türk lirası kuru 21 Aralık tarihinde yapılan kabine toplantısı sonrası yine Erdoğan’ın açıkladığı ‘‘kur korumalı mevduat’’ mekanizması ile 10,63’e kadar indikten sonra Şubat ayının son 10 gününe kadar 13,40-13,60 aralığında kaldı. Ancak Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı başlayınca kur 14,80 aralığına geldi. Merkez Bankası faizi yılın ilk ayında yaptığı gibi sabit tutarsa kur tarafında nasıl bir seyir meydana gelecek?

Profesör Başlevent, ‘‘PPK benim de öngördüğüm gibi politika faizini yüzde 14’te sabit bırakırsa kurda bir kıpırdanma olacaktır, yeniden 14,80’lere gider ki gitmesine izin verirler. Ancak 15’in üzerine pek bırakamayacaklardır. Şu an itibariyle Merkez Bankası’nın rezerv durumu fena değil. 20 milyar dolar giriş oldu. Kur korumalı mevduat dönüşleri oldu. Daha yerleri var gibi duruyor çünkü daha harcanacak cephane var elde. Ancak tabii şunu da unutmamak gerek kur koruma mevduatlarının vade süreleri yaklaşıyor. 23-24 Mart’ta ilk geri dönüşler olacak. O yüzden bir denge gözetilecektir. Ne demek istiyorum? Eğer doların üzerine çok fazla balyoz vururlarsa yüzde 3-3,5 faiz alacaklar açısından bu enstrüman pek tatmin edici olmaz. O yüzden dolar kuru 15,5 ya da 16’lara gitmez ama bu seviyelerde tutup bu enstrümanın cazip olduğunu söyleyerek reklamını yapmaya çalışacaklar’’ dedi.

Son aylarda artış gösteren cari açık, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşıyla birlikte Türkiye ekonomisi için ciddi bir sıkıntı haline geldi. Bugün Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’la birlikte Fransa’nın Cannes kentinde GYODER’in düzenlediği uluslararası yatırım toplantısına katılan, yarın da İngiltere’nin başkenti Londra’da hem çevre zirvesine katılıp hem de portföy yatırımcılarıyla biraraya gelecek olan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati yabancı sermayeyi Türkiye’ye çekmek için çaba harcıyor.

Nebati: ‘‘Bu ülkeye yatırım yaparsanız malınız canınız güven altında olur, bürokrasiyi alaşağı ederiz arkamızda cumhurbaşkanı var’’

Hazine ve Maliye Bakanı bugün yaptığı konuşmada Türkiye’yi 26 trilyon dolarlık parasal merkezin ortasında jeostratejik ve jeopolitik konuma sahip bir ülke olarak tanımlarken Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşı da ‘‘Karadeniz’deki kriz’’ olarak niteledi.

Nebati, ‘‘Salgın bitti işler toparlanıyor derken malum Karadeniz’deki kriz. Türkiye dengeli, özgüvenli, bulunduğu konumun hakkını verecek liderlikle ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın önderliğinde gereğini yapıyor. Fırsatlar ülkesi olması hasebiyle Türkiye’nin farklı bir konumu olduğunu ve krizlerden avantajlar silsilesi ile ayrıldığına inanıyorum. Türkiye gayrimenkul fonları açısından alternatif alanlar içerisinde birinci sırada. Türkiye serbest piyasaya, kambiyo rejimine, can mal ırz inanç güvenliğine önem veren bir ülke. Bu ülkeye yatırım yaparsanız malınız da canınız da güven altında olur. Çok rahat şekilde paranızı kazanırsanız, verginizi ödersiniz dilediğiniz gibi yaşarsınız. Bir problem mi yaşadınız? Rahat olun bize hemen ulaşırsınız. En sevdiğim konu da şu yatırımcılara problem çıkaran mevzuat ya da bürokrasidir. Hep beraber kavga edelim. Bürokrasiyi alaşağı ederiz arkamızda cumhurbaşkanı var. Mevzuatı da değiştiririz, cumhurbaşkanı sistemi içerisinde hızlı adımlar atıyoruz’’ dedi.

“Kaynak arayışı sürüyor”

Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden Hurşit Güneş, savaş nedeniyle beklentilerinde ciddi bir kırılma yaşayan hükümetin yurtdışında kaynak arayışında olduğunu söylüyor.

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Profesör Güneş, ‘‘Rus oligarkların paralarını başta İngiltere’de olmak üzere diğer batılı ülkelerde tutamayacağı artık anlaşıldı. Bunlar paralarını Türkiye’ye getirir mi umudu ya da arayışı var. Bana kalırsa Hong Kong, Şangay ve Dubai çok daha önde. Öncelikle oraların deneneceği ilk akla geliyor. Yani mesele on milyar dolar akmaz da peki 1-2 milyar dolar gelebilir mi? Cüzi rakamlar olabilir. Ama şu anda çok ciddi bir cari işlemler açığı var. Ocak’taki cari açık 7 milyar dolar civarında. Üstelik bu savaşın tetiklediği bir açık değil. 140 dolarlık enerji fiyatları henüz bunun içinde yok. Ama savaşın iktidarın beklentilerini sükutu hayale uğrattığı aşikar. ‘Kur korumalı mevduatı getiririz dövizi frenleriz, ihracat da iyi gidiyor, turizm gelirleri de yüksek gelecek’, senaryo buydu ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Çünkü Rusya Ukrayna’ya saldırdı. Şimdi can havliyle döviz girişi sağlama arayışı sürüyor’’ dedi.

‘‘Kur korumalı mevduatın giderek Türkiye’nin başına büyük bir bela olacağını düşünüyorum’’

Yarınki PPK’da faiz indirimi beklemediğini dile getiren ekonomi profesörü, kur korumalı mevduatın ekonomi üzerinde ciddi bir tehdit olduğunu düşünüyor.

Güneş, ‘‘Kurda önemli bir düşüş beklemiyorum. Nedeni de şu. Cari işlemle açığı devam ederken kuru gevşetemezsin. Enflasyon üzerindeki maliyet baskısını aşağı çekemezsin. Para politkası yok. Yüzde 14 faiz yüzde 55 enflasyon var. Ben kur korumalı mevduatın giderek Türkiye’nin başına büyük bir bela olacağını düşünüyorum. Şirketlere vergi kolaylığı sağladılar. ‘Dövizden çık kur korumalı mevduata geç’ dendi. 15 milyar dolar döviz bozuldu. Bu rakam önemli. 550 milyar TL’lik mevduat oluştu, belki 700 milyar TL’ye kadar yükselebilir. Sadece yüzde 10’luk bir kur artışı 13,5 liradan 15’e çıkış. Senede 70 milyar TL ödeme gerektirecek, unutmayın Türkiye’nin tarıma verdiği destek 29 milyar TL. Döviz tevdiat hesabı diye bir ucube vardı ki hiçbir makul ülkede bunu göremezsiniz. Şimdi ne yaptılar? Neredeyse nütün hesapları dövize endeksli hale getirdiler. Bu çok mahsurlu bir durum. Savaş çok hızlı şekilde bitmediği takdirde emtia fiyaltarında aşağıya doğru bir hareket mümkün değil. Türkiye’de enflasyonun aşağıya gelmesi de mümkünsüz. Evet hiper enflasyon olmaz, dar gelirlinin refahı düştüğü için harcama yapamaycak bu nedenle yüzde 100 bir enflasyon olmaz ama bu yıl yüksek enflasyonda gideceğiz’’ dedi.

‘‘Cari açığı kapatamadığımız ve döviz ihtiyacı sürdüğü için gayrimenkul yatırımcılarını ikna etmeye çalışıyoruz’’

Profesör Başlevent ise Rus zenginlerin paralarını Türkiye’ye sokmak konusunda iştahlı olabileceğinin ancak Batılı ülkelerin bu konuda hassas olduğunun altını çiziyor.

Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi, ‘‘Türkiye’nin bir fırsat kolladığı anlaşıyor. Evet Rus oligarklar ya da başkaca zenginler başka ülkelere götüremedikleri varlıkları Türkiye piyasasına sokmaya çalışabilirler. Tahvil ve hisse senetlerimizde ralli yaratabilir ama buna Amerika ve Batılı ülkeler ne kadar izin verir? Türkiye’nin yaptırımları aşmasına ne derece hoş görebilir? Bunlar tartışmalı. Bakanımız her ne kadar Karadeniz’de kriz olduğunda küçük göstermeye çalışsa da finansal yatırımcılar biliyor ki Türkiye bu savaştan en çok etkilenecek ülkelerden biri. Turizm geliri maalesef olumsuz etkilenecek. Önümüzdeki aylarda savaş sürerse Rusya’dan turist gelemeyebilir, doğalgaz akışında sorun olabilir. Bizim döviz girişine ihtiyacımız var ama bir hazine bakanının bir gayrimenkul fuarına gitmesi çok sıradışı bir olay. Bu kadar büyük bir ekonominin böyle davranmaması beklenir. Gayrimenkul dışı portföy yatırımları çok azaldığı için doğrudan yatırımların önemli bir bölümü gayrimenkule geldiği için ihmal edilemiyor. Eskiden yabancılar büyük şirketler satın alıyorlardı, yeni fabrikalar kuruyorlardı o tür büyük yatırımlar bitti. Cari açığı kapatamadığımız ve döviz ihtiyacı sürdüğü için gayrimenkul yatırımcılarını ikna etmeye çalışıyoruz’’ dedi.

Fed’in faiz kararı açıklandı

 

TÜİK’te iki başkan yardımcısı görevden alındı

 

Powell: Faiz artırmanın ve bilançoyu küçültmenin zamanı geldi

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.